top of page

Jinen X Nefes X Ustalık

Zen’de bir kavram vardır: Jinen.

“Kendiliğinden olan.”

“Doğanın kendi doğasıyla gerçekleşen.”

Ama Jinen pasiflik değildir.Başıboşluk hiç değildir.

Jinen, müdahalesiz farkındalıktır. Zorlamasız uyumdur. Doğanın kendi ritmiyle akmasına izin vermektir.

Zen metinlerinde Jinen, “doğal düzenle çelişmeyen eylem” olarak geçer.

Bir çiçek açarken çaba göstermez. Ama o çiçeğin açabilmesi için toprak, su, güneş, mevsimkusursuz bir senkron içindedir.

Bu görünmeyen senkron, Jinen’dir.

Hazırlığın görünmez olduğu doğallıktır. Ustalığın çaba gibi görünmemesidir.

Bir ustanın hareketi gibi. Çok çalışmıştır. Tekrar etmiştir.Yanılmıştır. Düzeltmiştir. Ama sahneye çıktığında çaba görünmez. Sadece akış görünür.

Bir ağacın büyümesi gibi. Kimse “büyü” demez. Ama kökleri yerin altında sessizce çalışır.

Toprakla konuşur.

Su ile anlaşır.

Işığı ölçer.

Ve bir gün gövde kalınlaşır.

Dışarıdan mucize gibi görünen şey, içeride uzun bir uyum sürecidir.

ZenFit Journey’de Jinen, bedenin doğal zekâsını hatırlamaktır.

Çünkü beden zorlanmayı değil,uyumu sever.

Ve bu doğal zekânın en temel ifadesi: Nefestir.

 

Bu bölümde nefese çoklu açılardan kendi deneyimimden süzerek değineceğim çünkü ZenFit Journey benim de journey’i mi yansıtıyor.


Doğa ile beden arasındaki ilişki tesadüf değildir.

Ağaçların dallanma yapısı ile akciğerlerimizin yapısıneredeyse aynıdır.

Bir ağaç dışarıya oksijen verir. Biz onu içeri alırız.

Biz dışarı karbondioksit veririz. Ağaç onu alır.

Bu döngü, Jinen’in canlı hâlidir.

Mikrokozmos ve makrokozmosaynı desenle çalışır.

Akciğerlerle ağaç arasındaki bu paralellik, nefesi sadece fizyolojik değil, ekolojik bir bilinç olarak görmemi sağladı.

Sevgili hocam Göktuğ Şanlı’nın nefes eğitiminde bu benzerlikten bahsettiğini ilk duyduğumda çok etkilenmiştim.

Sizlerle de paylaşmak ve hocama buradan teşekkür etmek istedim

 

Simya açısından nefese değinirsek,

Simyada dönüşüm ateşle olur.

Ama ateş kendi başına yanmaz. Oksijen gerekir.

Simyacılar “iç ateşten” bahsederken bilincin dönüşümünü anlatırlar.

Kurşunun altına dönüşmesi bir metafordur. Asıl mesele, yoğun olanın incelmesi, ham olanın saflaşmasıdır.

Nefes, o ateşi besleyen rüzgârdır.

Fazla olursa yakar. Az olursa söndürür.

Denge olmazsa dönüşüm olmaz.

Bu yüzden simyada ritim esastır. Dönüşüm dramatik değil, ritmiktir.

Ve bu simyasal dönüşüm, Jinen’in doğal akışıyla aynı prensibe dayanır: Zorlama değil, uyum.


Yoga’da Nefese değinirsek,

Nefes sadece hava değildir. Prana, yaşam enerjisidir.

Pranayama, nefesi manipüle etmek değil; enerjiyi bilinçle yönlendirmektir.

Kadim metinler şunu söyler: “Nefes düzensizse zihin de düzensizdir.”

Bir pozu tutarken nefes daralıyorsa orada hâlâ zor vardır. Nefes akıyorsa beden uyumlanmıştır.


Biraz da bizim topraklarımıza gelelim,

Sufizm’de nefes zikirdir. “Hu” ile alınır, “Hu” ile verilir.

Her alış bir kabul, her veriş bir teslimiyettir.

Burada biraz mindfulness çalışmalarını da andırır.

Şamanik geleneklerde nefes, bilinci dönüştüren bir köprüdür. Ritimle hızlanır, ritimle yavaşlar.

Bilincin kapıları nefesle açılır.


Modern zamanlara açılalım biraz da,

Joseph Pilates şunu söyler: “Breathing is the first act of life and the last.”

Pilates’te yan kostal nefes,merkezi aktive eder. Omurgayı destekler. Stabiliteyi artırır.

Yoga’da nefes her zaman merkezdeydi. Fitness dünyasında uzun süre ikinci plandaydı.

Ama son yıllarda araştırmalar arttı. Hareket ve nefes uyumunun performans, dayanıklılık ve sinir sistemi regülasyonu üzerindeki etkisi giderek daha fazla vurgulanır hale geldi.

Kadim bilgi deneyimle biliyordu. Bilim şimdi mekanizmasını anlatıyor.


Bütün bunların ortasında bir soru var:

Eğer nefes bu kadar merkeziyse neden onu kaybediyoruz?

Çünkü hayat hızlanıyor. Stres artıyor. Nefes yukarı çıkıyor.

Göğüste sıkışıyor. Hızlanıyor. Yüzeyselleşiyor.

Doğal olan refleks, kronik stresle bozuluyor.


Jinen der ki:“Doğal olanı geri çağır.”

Gerçek ustalık, nefesi zorlamak değil; doğal ritmini yeniden hatırlamaktır.

Çünkü nefes zaten biliyor.Biz unutuyoruz.


Peki ben bu farkındalığımı nasıl hatırladım?

Biz metaforlarla düşünürüz,

Beyin bağlantıları böyle kurar. Nefesi şöyle somutlaştırabilirim,  

Hani çok yakın  arkadaşınız vardır ya… Çok yakındır. Hayatınızdadır. Ama hayatın koşuşturması içinde ona vakit ayıramazsınız.

Bu bir değersizlik değildir.

Bazen de,

Çok iç içe geçersiniz.

O kadar içiçedir ki, artık görünmezleşir.

Mesafe gibi görünür ama  

Tam tersine mesafesizliğin sonucudur.

Çok yakın, çok iç içe, çok temas halinde olduğunda

Farkındalık azalabilir.

Ve garip bir şekilde,ihmal başlar.

Ama ihmal ettiğini de fark etmezsin.

Çünkü “zaten orada”dır. Paradoks..

geçen gün MA pratiğimi biraz farklılaştırmak istedim, rutinleri de bozmak açısından,

Çok yakın bir arkadaşımın restoranına gittim. Uzun zamandır gitmek istiyordum ama hayatın savaşları, üretimler, planlar araya girmişti.

Kapıdan içeri girdiğim anda yüzüme tanıdık bir koku çarptı, fesleğen.

Bu aralar İtalya’yı çok özlemiştim zaten. O koku bir anda beni başka bir zamana, başka bir mekâna taşıdı. Kendimle nasıl savaşabilirim? Sorusunu Da Vinci eserlerinde aradığım İtalya sokaklarına..

Orada, seslerin ve kokuların içinde bir an durdum.

O tanıdık sadelik…

Mekânın ışığı, masaların yerleşimi, tabak sesleri, arka plandaki uğultu…

Açık mutfak, ekibin doğal akışı.. 

Hepsi bir bütünlük içindeydi.

Gösterişsiz ama güçlü.

Ve o an şunu fark ettim: En yakını en sona bırakmışım.

Ama sonra başka bir şey daha geldi içimden: Belki de en iyisini sona bırakmışımdır.

Bu romantik bir hal değildi,

Boşlukla gelen bir fark edişti.

Ve o boşluk anında biraz uzaktan bakarak Jinen benim için devreye girdi.

Zorlamadan.

İttirmeden.

Kendiliğinden olan.

O farkındalığın sonunda içimden şu cümle yükseldi:

‘Hayat, her şey anlamını yitirmeye başladığında başlar.’

Çünkü bazen anlamsız şeylere fazla anlam yüklediğimiz için asıl anlamı da kaçırabiliyoruz. 

Buna da daha sonra değineceğim takipte kalınız.

Evet,

simyada nefes dönüşüm,

Yoga’da enerji,

Sufizm’de zikir,

Şamanizm’de kapı,

Pilates’te merkez,

Modern bilimde regülasyon,

bana göre içiçe geçmişlik, boşluk ve fark ediş durakları..

Eylemin kendisini kendisiyle fark etmek güzel bir deneyim oldu.


Herşeyin içiçe geçmişliği muazzam, terimlerle bölüp bakınca mükemmel uyuma hayran olmamak mümkün değil.. ve deneyimlemek, boşa üzerinde durmuyorum ısrarla..

Bir sonraki bölümde nefesin bilimsel tarafına gireceğiz. Sinir sistemi, regülasyon, performans ve pratiği konuşacağız.

Dinlediğiniz için teşekkür ederim.görüşmek üzere.


Podcast olarak dinlemek isteyenler için;

Comments


bottom of page