top of page

Mu X Deneyim X Kategoriler

Zen’de bir kavram vardır: Mu.

Yani  “hiçlik”

Ama burada hiçlik bir yokluk değildir.

Mu, zihnin verdiği ilk cevabı askıya almaktır.

Evet ya da hayır dememektir.Anlamı hemen kurmamaktır.

Çünkü zihin çok hızlıdır.

Bir şey olur ve saniyeler içinde yorum oluşur.

Yorumdan duygu doğar.

Duygudan davranış.

Bu zincir o kadar hızlı çalışır ki, çoğu zaman zinciri fark etmeyiz bile.

Mu, bu zincirin arasına küçük bir boşluk koymaktır.

Boşluğu düşman gibi değil, alan gibi görebilmektir.

Ve tam da bu yüzden bugün terimleri deneyimlemeden ve akıştan konuşacağız.Ama akışı anlayabilmek için önce boşlukla ilişkimizi anlamamız gerekiyor.

 

Beyin boşluğu sevmez.

Belirsizlik onun için potansiyel tehdittir.

Çünkü beyin bir tahmin makinesidir.

Sürekli ne olacağını öngörmeye çalışır.

Öngöremediği yerde alarm verir.

Yani boşluk, sistem için nötr değildir.

Boşlukla karşılaştığında tarama başlatır.

Hızlıca geçmişi çağırır.

Daha önceki deneyimleri, kayıtları, duygusal hafızayı aktive eder. 

Eski podcastlerde detaylı bahsetmiştim merak eden bakabilir.

Ve fark etmeden şu olur:

Bilinçaltımızda ne varsa, boşluğu onunla doldururuz.

Burada küçük bir yerde duralım.

Boşlukla karşılaştığımızda beyin gerçeği değil, geçmişi çağırır.

Ve eğer fark etmezsek,eski kategori yeni deneyimin yerine geçer.

Yeni bir insanla tanışırız ama eski bir hikâyeyi yaşarız.

Yeni bir kavram öğreniriz ama eski bir anlamla yorumlarız.

İşte akış burada kesilir.

Çünkü akış, geçmişin otomatik tepkisiyle değil,deneyimle temas ettiğimiz yerde vardır.

Ve bu bizi doğal olarak başka bir soruya getirir.

 

Deneyim Neden Önemli? 

Ve ben terimleri neden deneyimletiyorum?

kitapta yazan bilgi sabittir.

Ama deneyim yaşayan bir şeydir.

Bilgi zamanla değişir.

Bilim güncellenir.

Teknoloji gelişir.

On yıl önce doğru kabul edilen bir bilgi bugün farklı olabilir.

Ama bundan da önemlisi şu:

Hepimiz bilgiyi farklı bir sistemle işleriz.

Kültürel altyapımız farklı.

Aile dinamiklerimiz farklı.

Duygusal hafızamız farklı.Sinir sistemi kapasitemiz farklı.

Bu yüzden:

Aynı bilgi, farklı bilinçlerde farklı anlamlara dönüşür.Aynı pratik, farklı kişilerde farklı kapılar açar.

“Ma” pratiği örneğin…

Zen içinde “Ma”, iki şey arasındaki boşluğu ifade eder.

Ama o boşluk benim için sadece estetik bir aralık değildi.

Nefesimle aramdaki mesafeyi hatırlattı.Kendimle kurduğum teması değiştirdi.

Hatta arkadaşlığa bakışımı dönüştürdü.

Belki klasik yorumunda ma ve arkadaşlık bağlantısı yoktu

Ama deneyim kategoriyi genişletti.

burada çok kritik bir eşik var.

deneyim kategoriyi genişletebilir.

Ama deneyimlemeden önce zihin çoğu zaman kategoriyi korumaya çalışır.

burada varsayımlar da devreye girebilir.

Deneyimlemeden baktığımız yerde,zihin boşluğu varsayımla da doldurabilir.

Bu çok insani bir refleks.

Ama

Varsayım gerçeğin kendisi olmayabilir.

Belki

Geçmişin tahminidir belki de bir başkasından duyduğumuz bir kayıtttır, belki de epigenetik koddur vs.

geçmişteki bir modelin,bugüne otomatik uygulanması gibidir bir nevi.

Aynı kavramı duyarız ve “biliyorum” deriz.

Ama belki hiç temas etmemişizdir

Bilmek, zihinsel bir etikettir.

Deneyim, sinir sisteminde iz bırakır.

Deneyim, kategoriyi test eder.

bunu somutlaştırmak için küçük bir metaforla anlatmak istiyorum.

 

Bir soba düşünün.

Odun, ateş ve hava bir araya geldiğinde ateş bir anda harlar.Ama sobanın kapağını kapattığımızda havayı limitleriz.

Ateş sönmüş gibi görünür.

Ama çoğu zaman odun içten içe yanmaya devam eder.

Dışarıdan bakınca “bitti” deriz

Ama hava tekrar temas ettiğinde, ateş bir anda yeniden alev alır.

Deneyim biraz buna benziyor.

Bazen bir şeyi hemen harlayarak tüketiriz.

Bazen de varsayımlarımızla havayı keseriz.

“Söndü.”

“Bu bende çalışmıyor.”

“Bu bana göre değil.”

Oysa belki de sadece kapağı kapatmışızdır.

Varsayım, sobanın kapağı gibidir.

Gerçekliği tamamen söndürmez ya da söndürür..

Ama temasımızı limitler. 

Deneyim ise kapağı aralamaktır.

Bazen gerçekten yanması gerekir.

Bazen gerçekten sönmesi gerekir.

Ama bunu dışarıdan bakarak değil, temas ederek anlayabiliriz.

Akış da böyledir.

Temas varsa vardır.

Varsayım varsa donar.

Ve bu noktada mesele daha da derinleşir.

 

Beyin bilinç oluşturmak için kategoriler kurar.

Bu sağlıklıdır.

Hayatta kalmamızı sağlar.

Ama kategoriler zamanla otomatikleşir.

“Ben bunu biliyorum.”

“Bu zaten böyle.”

“Bu tip insanlar şöyledir.”

varsayımın zemini burada gizli olabilir.


Bilinçli olmak; kurduğumuz kategoriyi fark etmek, onun zamansal olduğunu görmek ve gerektiğinde güncelleyebilmektir. 

Literatür tanımı olarak bilinçsiz kavramı bilmemek değil kategorileri güncellememektir.

Bilgi değişir.

Deneyim değişir.

Biz değişiriz.

Ama kategori değişmezse…

Güncellenmeyen kategori, donmuş bilinç yaratabilir.

Ve donmuş bilinçte akış durur. 

Bu bağlamda kategorinin esnekliği de ayrıca önem taşır.

Deneyime takılıp kategoriyi kaçırmayı, kategoriye takılıp deneyimi kaçırmayı dengeler.

 

Öte yandan Başkasının Deneyimine Açık Olmayı da önemsiyorum.

Aynı konuyu farklı insanlar denediğinde farklı sonuçlar alabilir ve belki de bazen ayna olabilir.

Bir de buralardan bakarsak,

Beyin anlamlı bağlar kurmak için çeşitlilikten beslenir,

Yeni perspektifler yeni bağlantılar kurar.

Bu nöroplastisiteyi destekler.

Başkasının deneyimi, bizim kategorilerimizi genişletebilir. 

Bazen deneyiimin içine çok gömülürsek dışarıdan kendimizi görmek de genişletici bir unsur olabilir.

Bu sadece felsefi bir tevazu değil; psikolojik bir esneklik, nörobiyolojik bir gelişimdir.

Açık olmak, zihni yumuşatır.

Yumuşayan zihin akışa daha yakındır. 

Ayrıca metacognition açısından da bir kapı açabilir.

Buraya kadarki bilgiler beni biraz motivasyon sorunsalına da getiriyor.

Motivasyonla ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu gözlemliyorum.

 

Bence motivasyon cümleleri

Bir kategori problemi.

Bazen İç sistem değişiyor,

Ama zihnin kategorisi eski kalıyor,

Bu uyumsuzlukta kişi kendini motive etmeye çalışıyor ama sistem uyumsuzluğu hata veriyor

Ve o motivasyon cümlesi tam tersine bir stres yaratıyor ve bir çoğunun da altının dolu olmadığını gözlemliyorum.


Elon Musk’ın bir sözü var: “Motivasyon cümlesine ihtiyaç duyuyorsan, yapma.”

Bu cümle tembellik çağrısı değil onu belirteyim.

Dikkat çekmek istediğim yer deneyim,

Eğer sürekli motivasyona ihtiyaç duyuyorsak,belki de deneyimin içinde değilizdir.

Belki eski bir kategoriyle yeni bir hayatı zorlamaya çalışıyoruzdur.

Deneyim canlıdır.

Klişe motivasyon cümleleri ise kategoriyi dondurur.

Akış, dışarıdan yüklenen sözlerle değil,içeride temas kurulduğunda başlar.

 

Bunları düşünürken içimden şöyle bir cümle yükseliverdi.

“Hayat, her şey anlamını yitirdiğinde başlar.”

Depresif gibi tınlıyor ama değil.

Anlam yitimi korkutucu olabilir.

Çünkü zihin tutunduğu zemini kaybeder.

Ama belki de o an,belki de eski kategori çökmüştür.

Ve o çöküş bir kriz değil,bilincin yeniden düzenlenmesidir.

Mu burada devreye giriyor.

Mu demek:

Henüz kesin konuşmuyorum.

Henüz etiketlemiyorum.

Henüz doldurmuyorum.

Boşluğu askıya alıyorum. 

Olanı net görebilmek için.


Mindfulness’ta da sık sık çalışırız olana yargısız bakmak.. anlamı zorlamadığımız yerde akışın kendiliğinden oluşması için..

Varsayımlardan arınmak için

Duyguları yönetebilmek için

Kategorilere takılmamak için.

Ve dillere pelesenk anı yaşamak için : )

 

Bir sonraki bölümde kurduğum sistemin aşamalarından, dönüşümden,  yukarıdaki bahsettiklerimizi nasıl günlük hayatımıza entegre edeceğimizden Zanshin kavramıyla değineceğiz.

 

Mu pratiği için de klasik bir koan paylaşıyorum sosyal medya hesaplarımda.

 

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Görüşmek üzere

Sevgiler


Podcast olarak dinlemek için;


Comments


bottom of page