top of page

ZenFit Journey neden bir yaşam tarzı?

Bu yolculuğun zihnimdeki kıvılcımlarından biri,

Nietzsche'nin " İnsanın kendi varlığına bir sanat eseri gibi değer vermesi gerekir." sözü..

 

Bu fikir Art Manager olmamım yanı sıra Yoga ve Mindfulness hocası olduğum dönmelerde , bana insanın edilgen bir varlık değil, kendi benliğini bilinçle işleyen bir sanatçı olabileceğini gösterdi. ZenFit Journey'nin neden bir yaşam tarzı olduğunun özlerindendir: Kendini yaratma eylemi, yalnızca bir saatlik antrenmanlara sığdırılamayacak kadar bütünsel, sürekli ve evrimsel bir faaliyettir. Geçici bir heves, güncel moda akımlardan ibaret değildir. Bu yolda ilk dönemlerimde, İskandinavların mutluluk sanatı "Hygge"  ile derin bir bağ kurdum. Hygge, bana mutluluğun ulaşılacak bir hedef değil, yaşanan anın içinde, sıradanlığın bilincine vararak bulunabileceğini öğretti. Bu anlamda yoga ve mindfulness ile de örtüşüyordu. Sıcak bir fincan kahvenin avuç içinde bıraktığı hisse, yumuşak bir ışığın odaya yaydığı huzura odaklanmak... Bu, bir estetik ve varoluş farkındalığıydı. Bu felsefe, aynı zamanda, içinde bulunulan çevrenin ruh halimizi doğrudan şekillendirdiği gerçeğini de perçinledi – duvar rengi, mobilyaların sadeliği, gündelik eşyaların fonksiyonu, odanın sıcaklığı.. Dağınık bir ortamın zihinde yarattığı kaos, içsel sadeleşmenin önündeki bir engeldi. Bu farkındalık aynı zamanda yoga, meditasyon ve nefes çalışmalarını sıkıcı kalıplardan çıkarıp bir deneyim sunacaktı. Tüm bu esinlenmeler, beden ve ruh sağlığını, gündelik hayatın tamamına yayılan deneyimsel bir yaşam tarzına dönüştürme arzumu ateşledi. Sanat yönüm ve bedenle kurduğum bu yeni diyalog, "Hygge Yoga"yı doğurdu. Stüdyom, bu fikrin fizikleşmiş hali oldu; her bir nesne, renk ve koku, bu bütünsel felsefenin bir parçası olarak tasarlandı. Öğrencilerim vermek istediğim mesajları hem deneyimledi hem de kendi hayatına entegre etmeyi de öğrendi. Sonrasında, edindiğim Fitness, Düzeltici Egzersiz, Pilates ve Sağlık İçin Egzersiz (Medikal Egzersiz) bilgileri, bu felsefeye rasyonel bir omurga kazandırdı. Beden, artık sadece bir "ruh ve zihin kabı" değil, anlaşılması, iyileştirilmesi gereken sofistike bir biyolojik sistemdi ve bir heykeli andırıyordu. Uzak Doğu disiplinlerinden esinlendiğim bir başka kavramla buluştu: Bir sanat eseri, bilgi, yaratıcılık ve sabrın sofistike sadelikle form bulmuş halidir ve bu değeri sunmak da ayrıca önem taşır. Bu anlamda, sadece fiziksel bir form değil, bir "sunuş" ve "tavır" meselesidir. Michelangelo'nun "Ben sadece fazlalıkları attım, güzellik zaten taşın içindeydi" sözü ise, bu yolculuğu başka bir cümleyle ifade ediyordu. Zenfit Journey, işte bu "fazlalıkları atma" bilgeliğinin peşinde olmaktır. Hangi fiziksel alışkanlıkların, zihin kalıplarının ve çevresel unsurların özümüzü perdelediğini anlamak ve onlardan arınmak. Bu nedenle Zenfit Journey, tek bir disiplinin değil, geniş bir felsefi ve pratik yelpazeden beyni çoklu besleyen bir sentezdir. Modern dünyanın bilişsel yükünü, bedenin bilgeliği ve sadeleştirilmiş bir varoluşla dengelemeyi amaçlayan bir yaşam tarzıdır. Bu, kişinin kendi heykelini, her gün bilinçle yonttuğu sonsuz bir yolculuktur.


Comments


bottom of page